Excel Forum

Excel Forum (http://www.excel.web.tr/index.php)
-   ATATÜRK Köşesi (http://www.excel.web.tr/forumdisplay.php?f=140)
-   -   O An ATATÜRK (http://www.excel.web.tr/showthread.php?t=67049)

mustafakoker 31-03-2009 18:03

O An ATATÜRK
 
http://tbn3.google.com/images?q=tbn:...f816/01st3.jpg

Yıl: 1928.Türkiye Cumhuriyeti henüz 5 yaşında.Dünyaya meydan okuyan lider.Yeni Türkiye Cumhuriyeti'ni saygın bir devlet olarak kabul ettirmesinin haklı gururunu yaşıyor o anda.Çünkü bu masadakiler O'nun ve Türkiye'nin gücü karşısında saygı duymaktan başka birşey yapamayan dünya liderleri.Bu masada.Yani Atatürk'ün masasında o anda tam 32 kral ve 62 cumhurbaşkanı var.






Düşmana diz çöktüren lider.''Milletin Efendisidir" dediği köylülerle birlikte memleket meselelerini konuşuyor.Onlardan biri gibi.Onların yanıbaşında.Bir taşın üstünde dikkatle dinliyor onları.Ve bir milleti uyandıran lider, o milletle birlikte yürüyor atiye.






1930'un Kasımında çekilmiş bu o an.Sivas'ta bir genç bir sorununu paylaşıyor Ata'sıyla.Bir dilekçe yazmış ''O bizim liderimiz.Bir çözüm bulur'' diyerek hemen yanına koşmuş.Ve işte o lider.Milletin.Halkın lideri.Çok önemsiyor bu genci.Dilekçesini inceliyor ve yakından ilgileniyor.




O sadece bir asker.Bir devlet adamı değildi.O her anlamda bir öğretmendi.Matematik.Geometri.Tarih bilgisiyle yeni nesli Yeni Türkiye Cumhuriyeti'ne yetiştirdi.İzmir Atatürk Lisesi'nde bir Şubat 1931'de öğrencilerle matematik dersindeydi.Kendine güvenen.Kendinden emin duruşuyla tam bir başöğretmendi.






1929'un 15 Eylül günüydü.Mustafa Kemal ve arkadaşları Yalova'daydı.Atatürk yolda gördüğü 9 yaşlarındaki bir çocuğa yolu sordu.İşte o çocuk Sığırtmaç Mustafa'ydı.Birgün sonra Mustafa'yı tekrar buldu ve himayesine aldı.Okuttu.Her iki Mustafa takım elbiseleriyle 15 haziran 1930'da sohbet ederken böyle yansıdı o an'a.





Manevi çocuklarından biri de Afet İnan'dı Atatürk'ün.Ekim 1925’te izmir’e geldiği günlerde bir ilkokulda karşılaşmıştı Afet Hanım'la.Afet İnan'ın isteği, öğrenimini sürdürmek ve yabancı dil öğrenmekti.Atatürk de O'nu İsviçre'ye gönderdi.Bu fotoğraf da 27 Ağustos 1934'te İzmir Vapuru'nda çekilmiş.Modern.Çağdaş Türkiye'nin lideri Afet Hanım'la dans ederken.




Her zaman çağdaş.Her zaman şık ve karizmatikti. Ama o hep bizden biriydi.Samimiydi.Cumhuriyet'in 10'uncu yılı kutlamaları için sunulan sayfalar dolusu sloğanı okumuş ve birinin altını çizmişti. ''Bunu beğendim'' demişti.O slogan şöyleydi: ''Atatürk, içimizden biri.''İşte içimizden biri Atatürk o anda Kızılcahamam'da yere bağdaş kurmuş dinleniyordu





Cumhuriyeti kuran.Devrimleri yapan ve Türk halkının yönünü çağdaş dünyaya çeviren Atatürk sık sık yurt gezileri yapardı.İşte o gezilerden birinde çekilmiş bu o an.Türk kadınına hak ettiği çağdaş değerini kazandıran Atatürk'ün çevresi yine o çağdaş türk kadınlarıyla çevrelenmiş.





Ölümünden önceki yıllardı.Hastaydı.Ama durup dinlenmeden çalışmaya devam ediyordu.Türkiye Cumhuriyeti'nin geldiği yeri yeterli bulmuyor.Çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkarmak istiyordu.Yorgundu.Ama biliyordu.Bu işte yorulmak yoktu.Zira O'nun yolundan devam edecek bir nesil düşlüyordu.Siyah-beyaz bir ülkeyi.Karanlıklar içindeki bir ulusu işte böyle renkli bir hale getirmişti.Yola devam etmek gerekirdi.

ReBiwAr 01-04-2009 08:35

Eminim ki içiniz acıyacak ama gene de okuyun, işlerin hangi noktaya
geldiğini bilmemiz gerektiği için okuyun ...



"ENGIN ARDIÇ" denen, bir ihtimal pasaportu da olan, bir manyak yaratik
Ataturk hakkinda kelam kalemlemiş.. Hincal Uluc da ona cevap yazmis..
Okudunuz mu??


Cumartesi günü Sabah'ta yayınlanan Engin Ardıç'ın yazısı;

Atatürk'ün pasaportu var mıydı?

Atatürk'ün yurt dışına hiç çıkmadığını hep biliriz... Bu, büyük bir erdem
olarak pazarlanmıştır: Kendisi hiçbir yere gitmeden herkesi ayağına
getirmiş!
Herkes dedikleri, İran şahı ve İsveç kralı gibi "kıyıdan köşeden" adamlar,
bir de İngiliz kralı Edward tabii... Yanında da Mrs Simpson... Ama o da
aşkı uğruna kısa bir süre sonra tacı tahtı bırakacağından, bu gezinin bir
yararı olmamış.
Olamazdı da... İngiliz kralı ya da kraliçesi "hüküm sürer ama idare etmez"
... Meclise izinsiz giremediği, seçimlerde oy kullanamadığı gibi, dış
politikaya da karışamaz!
Bunun dışında kim gelmiş Türkiye'ye? Hitler mi, Stalin mi, Mussolini mi,
Roosevelt mi, Hirohito mu? Hiçbiri.
Keşke İspanyol başkanları Alcala Zamora ya da Manuel Azana gelselerdi de,
"asi generallere" karşı İspanyol Cumhuriyeti'ne sahip çıkma onuruna
kavuşsaydık yahu...
Ama niçin geleceklerdi? Türkiye önemli bir ülke değildi ki, kendi kabuğuna
çekilmiş, yaralarını sarmaya ve Batılılaşma girişimini temele indirmeye
çalışan, "dünya sahnesinin önünden çekilmiş" bir ülkeydi... Her türlü
Osmanlı mirasını da reddettiği için (borçların bir kısmı hariç!), "beni
kendi halime bırakın, karışmayın, bulaşmayın" der gibiydi dünyaya...
Atatürk'ün yurt dışına hiç çıkmamış olması niçin büyük bir başarı olarak
değerlendirilmiştir?
"Kendi kabuğuna çekilmek, kendi yağıyla kavrulmak" erdem sayıldığı için!
Bu da memur zihniyeti değilse, memur zihniyeti başka nasıl olur acaba?
Ve de Atatürk'ün bazı Anadolu kasabalarını dolaşmış olması niçin büyük
birer olay gibi pazarlanmıştır? Hele İstanbul'a her gelişi niçin "tarihi
gün" sayılmıştır?
Yani tasavvur edebiliyor musunuz, Hitler'in Stuttgart'a gelişi bayramı,
Mussolini'nin Venedik gezisi şenlikleri, Stalin'in Odessa'yı ziyaretinin
bilmemkaçıncı yıldönümü kutlamaları... Var mı böyle bir yağcılık?
Toplum o kadar "donuk", ulaşım o kadar yetersiz durumdaydı ki, bir yerden
bir yere gitmek başlıbaşına heyecan verici, serüven gibi bir şeydi o
dönemde...
Keşke bu gibi çarçur gezilerle övüneceğimize, "Atatürk'ün uçağa binip
Atina'ya gitmesi ve eski düşmanlarını kucaklaması, Atatürk'ün Cenevre'de
yaptığı ünlü Milletler Cemiyeti konuşması, Atatürk'ün tarihi Beyaz Saray
ziyareti, Atatürk'ün meşhur Moskova gezisi, Atatürk'ün unutulmaz Paris
barış görüşmeleri" gibi hatıralar kalsaydı... Ayıp mı olurdu, günah mı?
Belki o zaman cumhurbaşkanlarımızın ya da başbakanlarımızın dış gezileri de
memurlarımıza ve memur ruhlularımıza küfür gibi gelmezdi!...
Atatürk hiç yurt dışına çıkmadı dedik, bu hem doğrudur hem yanlış...
Atatürk yurt dışına çıkmadı ama, Mustafa Kemal çıktı!
Libya'ya gitti çarpışmaya ama orası yurt dışı sayılmıyordu... Bunun dışında
Sofya'ya, Berlin'e ve batı cephesine de gitti görevli olarak, Viyana
üzerinden Karlsbad'a da gitti (Karlovy Vary) sağlık nedenleriyle...
Ama o zamanlar bir "imparatorluk subayıydı" ...
Hani şu nefret kustukları Osmanlı İmparatorluğu vardı ya, onun ordusunda
subaydı.
1919 yılında ordudan istifa edene kadar bir Osmanlı subayıydı.
Hadi kim hayır diyecekse desin de alnını karislayim.






Hıncal Uluç'un Engin Ardıç'a yanıtı;

Atatürk'e dil uzatanlara...

Önce biri hafta sonu hiç yüzü kızarmadan saldırdı gene, "Atatürk'ün
pasaportu var mıydı" diye.. ..
Ve çizdiği Atatürk portresine bakar mısınız?.. "Vizyonsuz.. Memur
zihniyetli biri.."
Utanmazlığın ölçüsüne bakar mısınız?..
Yıkılmış, tükenmiş, bitmiş, işgal edilmiş Osmanlı'nın küllerinden,
Avrupa'nın "Hasta Adam" dediği Türkiye'den, modern bir batı cumhuriyeti
yaratan adam için çizilen tabloya, aşağılamaya bakar mısınız?..
"Memur zihniyetli, vizyonsuz!.."
Bu korkunç kafaya, bu örümcek düşünceye yanıtı, ayni günün gecesi, Rus
Kızıl Ordu Korosu muhteşem bir yanıt verdi, tesadüfe bakın bu defa,
TİM'de.. Ben ordayım üç kardeşimle, Öcal Serpil ve Kemal'le..
Salon son koltuğuna kadar tıklım tıklım doluydu ve herkes, Atatürk'ün neler
yaptığını anlatan Kızıl Ordu korosuna hem de nasıl coşkuyla eşlik
ediyordu..
"Bir hızla kötülüğü geriliği boğarız,
Karanlığın üstüne güneş gibi doğarız.
Türk'üz bütün başlardan üstün olan başlarız;
Tarihten önce vardık, tarihten sonra varız."
Türk'üz Cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi,
Türk'e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri."
"Karanlığın üstüne güneş gibi doğmak" nedir bilir misin sen, karanlık
adam?..
O senin memur zihniyetli, vizyonsuz dediğin adam, o yıllarda yepyeni bir
devlet, çağdaş, bir cumhuriyet kuruyordu, bir ulusun kaderini değiştiriyor,
dünyaya, hele de Müslüman dünyaya örnek oluyordu, öğretmediler mi sana?..
O vizyonsuz, o "Memur zihniyetli" dediğin adamın dünyadaki itibarını,
saygınlığını bilir misin?..
Efendim "Kimse gelip gitmemiş Türkiye'ye Atatürk zamanında.."
İngiltere Kralı gelmiş ama, o sayılmazmış.. Çünkü adamın zaten yetkisi
yokmuş..
Birleşik Krallık kralının ülkemize, Atatürk'e gelişini bir formalite
sanıyor.. Peki o zaman "Pasaportlu" Abdullah Gül'ün iki günde bir yurt
dışına gitmesi, bu ülkede devlet başkanları ağırlaması ne?.. Atatürk'e
gelen İran Şahı adam değil de, Gül bugün İran'da ne arıyor peki?..
Adamın, Atatürk'e saldırma gözlerini öyle karartmış ki, ne dediğini
bilmiyor, çelişkiler içinde..
İngiltere Kralı, İran Şahı, gelmemeliymiş de, kim gelmeliymiş?..
Hitler, Mussolini, Stalin.. Verdiği örneklere bakar mısınız?..
Hafazanallah.. Bunlardan biri gelmiş olsaydı kazara, bugün kimbilir neler
yazardı, düşünebiliyor musunuz?.
İngiliz Kralı yetkisiz.. Peki yetkilisi, hem de azılı Türk düşmanı Lloyd
George ne dedi, hem de Birleşik Krallık Millet Meclisinde..
"Arkadaşlar, yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize
bakın ki o büyük dahi çağımızda Türk Milleti'ne nasip oldu. Mustafa
Kemâl'in dehasına karşı elden ne gelirdi."
Atatürk uçağına atlayıp Yunanistan'a gitmemişmiş.. Venizelos'la
kucaklaşmamış.. Ama Venizelos yenildiği düşmanı Atatürk'ü 1934 yılında
Nobel Barış Ödülüne aday göstermiş.. Nasıl olmuş bu peki?.. Vizyonsuz,
memur zihniyetli, içine kapanık adamdan başkasını bulamamış mı, Yunan
Lideri, "Dünya barışına en hizmet eden kişi" diye seçecek?..
Atatürk Mussolini'ye gitmemiş. O da Türkiye'ye gelmemiş.. Ama Atatürk'ün
süvarileri İtalya'ya gidip, zamanın en büyük binicilik kupasını, hem de
Mussolini'nin adını taşıyanını Türkiye'ye getirmişler.. Bu müthiş spor
hamlesinin ne manaya geldiğini bilir misin sen?.. O vizyonsuz, memur
zihniyetli adamın, o sıralar nasıl bir Türkiye kurmakla meşgul olduğunu
anlayabilir misin, bu örnekten yola çıkıp?.. Aklın erer mi?.
Erer.. Bal gibi erer de işine gelmez söylemek... Sen ve senden yüz bulup
hemen ertesi gün Atatürk'e saldıran yamağın da bilir bunları, çok iyi..
Kilitleyin bilgisayarınızı gene de, size yağan e-mailler geri dönsün tamam
mı?.. Yüreğiniz o kadar..
Bakın, bugün bu köşede, 20'inci Yüzyılın en önemli adamlarının Atatürk
hakkında söylediklerinden bir derleme seçtim sizin için.. Okuyun, iyi
okuyun ve iki günde bir saldırdığınız, sövdüğünüz, dalga geçtiğiniz Mustafa
Kemal Atatürk'ün nasıl bir devlet adamı, nasıl bir deha, Türkiye için nasıl
bir şans olduğunu iyi öğrenin..
Ne yazık ki, sizin için de büyük şans oldu Atatürk!.
O olmasaydı, bugün bu köşelere oturup bu saçmaları bu kadar özgür yazma
imkânınız olur muydu?..



"Tehdide dayanan ahlak, bir erdemlilik olmadığından başka, güvenilmeye de layık değildir.!"
"Kurtulmak ve yaşamak için çalışan, çalışmak zorunda olan bir halkız. Bundan dolayı her birimizin hakkı vardır, yetkisi vardır. Fakat çalışmak sayesinde bir hakkı kazanırız. Yoksa arka üstü yatmak ve ömrünü çalışmadan geçirmek isteyen insanların bizim toplumumuzda yeri yoktur, hakkı yoktur.!"
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK



1919 - Mayıs - Havza

Sessiz, durgun, baş eğik kalmayınız.!
Uyanınız.!
Milli bağımsızlığımızı
çiğniyorlar.!
Haklarınızınızı savunmak için birleşiniz,
düşmanın karşısına dikiliniz.!
Toplantılar yapınız.!
Mitingler düzenleyiniz.!
Sesinizi duyurunuz.!
Bütün dünyaya;
"Ben, Türküm
bağımsızlık bana
atalarımdan miras kaldı,
onu sana vermem" diye haykırınız.!
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

hurkanpisirici 01-04-2009 08:37

Dün paramatre diye birileri Atam hakkında ispatlar istiyordu...Bunlara artık bir önlem alınmalı bu cesareti gösterme cürretini nerden buluyorlar anlamıyorumki...

Necdet Yeşertener 01-04-2009 09:26

Hıncal Uluç'u tebrik ederim, güzel yanıt vermiş.
Ama bu tür insanlar bunlardan anlamazlar yine devam edeceklerdir Atatürk'e saldırılarına.

hurkanpisirici 01-04-2009 09:52

Evet necdet hocam dün bir tanesi beni çıldırttı burada çok sinirlendim.İnsanın mantığı almıyor bu cehaleti

ReBiwAr 01-04-2009 10:19

Arkadaşlarım,dostlarım,kardeşlerim

Bu Engin ARDIÇ denen şahsiyet hakkında bence güzel güzel yorumlar yapmalıyız, yapmalıyız ki anlasın Atasını çok seven, onun yaptıklarını anlayan ve onun izinden giden gençler neler düşünüyor. Öyle elini kolunu sallayarak yazı yazamayacağını anlasın zavallı...

İyi Çalışmalar.

hurkanpisirici 01-04-2009 10:52

Bunlar bu ülkeyi yönetirse bu ülkeye ancak topraklara sahip olmak için gelirler bunların kafa taslarının içinde ne var anlamıyorumki.


Saat 04:37

Powered by vBulletin Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.