Ermeninin İç Yüzü-Hocalı Katliamı [Archive] - Excel Forum

PDA

Tüm Versiyonu Göster : Ermeninin İç Yüzü-Hocalı Katliamı


Mahmut Bayram
05-11-2007, 17:43
Şimdi gelen bir maili forumla paylaşmak istedim.
Ermeni yazı tura atıyordu.
Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars'ta
Ağrı'da Van'da Erzurum'da da ataları oynamıştı.Onlardan
duymuşlardı.

Karnı burnunda çaresiz bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın
görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu.
Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı...
Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı
otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı
çıkartırken,diğeri elindeki demir parayı havaya attı:
-Akçik, manç?.. (Kızmı, oğlan mı?)
-Akçik... (Kız)
Bu cevap üzerine 'oğlan' diyerek bahse giren Ermeni, elindeki
kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı.
Kan bürülü gözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi.
-Tun şahetsar,ınger... (Sen kazandın,yoldaş)
-Yes şahetsapayts ays bubrikı inç bes bidigişdana... (Ben kazandım ama bu bebek nasıl beslenecek?)
-Mayrigı bedge gişdatsine.(Annesi besleyecek elbette) Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı:
-Mayrig yerahayin zizdur. (Çocuğa meme ver)
Aynı dakikalarda Hocalı'nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı hazırlığı vardı. İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar, top arayışına girmişlerdi. Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:
-Asixn ma/,çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek... (Bu hem saçsız hem de küçük,iyi yuvarlanır. Kopartın...)
Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa,başı da orta yere düşmüştü...
Ermeniler zafer naraları atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu.
Bu iki olay Hocalı'da bundan çok değil yalnızca 14 yıl önce yaşandı. Her iki olay da ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat şahit olan görgü tanıklarının anlatımlarıdır. Ne yazık ki 26 Şubat 1992 günü binlerce Azeri türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir.
Ajanslar,katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranıyordu. Türkiye'de büyük bir dehşet uyandıran katliama ilişkin ilk görüntüler ise TRT aracılığı ile duyurulmuştu. Bütün olanları batılı gazeteciler, özellikle de New York Times belgeledi.
26 Şubat'ta güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile
Hankendi'nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki
366'ncı Rus Motorize Alayı, Hocalı'ya saldırarak tarihin en vahşî katliamlarından birini yaptılar. 26 Şubat gecesi Rus motorize
alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı
kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi de
tamamen kesildi. Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni
askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce
katlettiler. Ermenilerin işgal ettikleri Hocalı'da dehşet verici olaylar yaşandı. Canlı canlı insanların kafa derilerini yüzdüler, sağ olarak ele geçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar.
Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarını kestiler. Genç kızların önce saçlarını, sonra da kafa derilerini yüzdüler. Babanın gözü önünde evladını,evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler. Kesik kafaları sepetlere doldurdular.
Peki neydi bu düşmanlık?
Ermenistan'daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye'nin 12
ili yer almaktayken, Ermenistan'ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı'nın resmi varken, Ermenistan Millî Marşı'nda 'Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün,öldürün' denmekteyken, başkaca bir neden aramaya zaten gerek yok sanırım.
Dağlık Karabağ Bölgesi'nde bulunan Hocalı'ya, eski Sovyet İttıfaki
Silahlı Kuvvetleri'ne ait 366.Alay'ın desteği ile Ermeni Sılahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan Türk'ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir. 56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur. Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış, geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış ancak bu olayın
tahribatından ruhları ve hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır.
Şahitlerin anlattıklarını dinleyenler önce kulaklarına inanamadı.
Fakat katliam sonrası Hocalı'ya girdiklerinde ise, görgü tanıklarının
abartmadığını kısa sürede anladılar. Hocalı'da katliam bölgesini gezen
Fransız gazeteci Jean-Yves Junet'nin gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu da anlatıyordu: 'Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim,ama Hocalı'daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz'.
Peki 26 Şubat 1992 günü yaşanan bu katliamın emrini kim vermişti;
Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan
denilen kirli katilden başkası değildi. Yaptığı terör faaliyetlerinin
oranı nispetinde terfi eden Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert
Koçaryan, 20 Mart 1996'da Ermenistan Başbakanı oldu. Karabağ'da
barış istediği için aşırı milliyetçilerin tepkisine daha fazla
direnemeyen Levon Ter Petrosyan istifa edince de 30 Mart 1998 yılında ondan boşalan Devlet Başkanlığı koltuğuna,'Hocalı Katliamı'
başsorumlusu olan azılı terörist Robert Koçaryan oturdu. Ermeniler Türk hamile kadınlarına tecavüz edip karnını hamile olduğu halde taş ile doldurup
öldürmüşler ve küçük Türk kızlarına tecavuz edip öldürmüşlerdi. Ülkemizde sadece 1 ermeni öldürüldü diye yürüyüş yaptılar ve o kadar araştırdılar ama hiç bir insan kalkıpta bu masum insanlara iskence edilip öldürüldükleri için yürüyüş yapmadı.

canavar_55
06-11-2007, 10:15
Sayın Mahmut Bey,

Yazınızı dehşetle okudum. Hocalı olayını duymuştum ama bu derece bir katliam olduğunu bilmiyordum. İnanamadım ve araştırdım. Maalesef dedikleriniz doğru çıktı. Şu anki duygularımı kelimelerle ifade etmem çok zor. İnsanlıkla kesinlikle ilgisi olmayan bir durum bu. Bu yaratıkların bu dünyada da öbür dünyada da yatacak yerleri yoktur.

Ancak söz, dönüp dolaşıp Hıran Dink olayına gelmesi bu haberin Hocalı katliamını anlatmak değil de sanki Hırant Dink cinayetini aklamak yada en azından yumuşatmak isteniyormuş izlenimi verdi bana. Binlerce insanın sokağa dökülmesi, "ülkemizde bir Ermeni öldürüldü" diye değil de düşüncelerinden dolayı bir insan öldürüldü diyedir. İnanın "Hepimiz Hırantız" diye bağıranların yüzde doksanı daha önce Hırant Dink adını duymamıştır. Duyanların da yüzde doksanı Hırant Dink'in yazılarını okumamış insanlardır.

Haklısınız, bu iki olay arasında bir çelişki vardır. Ülkemizde işlenen cinayete nasıl tepki verildiyse orada yapılan katliama da tepki verilmelidir. Ama siz de hak verirsiniz ki kamuoyu oluşturmakla olan en büyük güç medyadır. Halkı istedikleri gibi yönlendirmektedirler.

Herkesin bildiği çok eski bir atasözümüz vardır; "Ne ekersen onu biçersin" Bu çok doğru bir sözdür. Nefret ekilirse nefret biçilir.

Daha barışçı ve daha güzel günler umuduyla saygılarımı sunuyorum.

kulomer46
06-11-2007, 11:08
Arkadaşlar, bu gibi hunharca katliamlar tarih boyunca olmuştur ve dahada olacağa benzemektedir. Örneğin 1994 de ruandada hutu'lar 800.000 den fazla tutsi'yi çok acımasız şekilde 100 gün boyunca katletmiştir. Hemde dünyanın gözü önünde. 100 gün boyunca hiç bir medeni geçinen devlet müdahale etmemiş hatta o esnada ruandada bulunana BM güçlerine olaylara karışmaması emri verilmiş, katliamı duyup müdahale etmek isteyen RGB güçlerine fransız güçleri engel olmuş ve bu engelleme sonucu 200.000 kişi daha hunharca katledilmiştir. Günümüzde bir bölgede katliam olduğunda (yani insanlar çok acımasız şekilde öldürüldüğünde) çevreden yardım gelmemekte o insanlar kaderleriyle başbaşa kalmaktadırlar. Teknolojik gelişmenin çok ilerlediği bu günlerde herhangi bir canlının değil insanoğlunun katliamlarla öldürülmesi (hemde onbinlercesinin, yüzbinlercesinin) çok düşündürücüdür. Demekki bizler Aya gidebiliyoruz, mars gezegenine uzaya araç gönderebiliyoruz fakat yanıbaşımızdaki insanlık trajedisine müdahale edemiyoruz. Belki teknolojide ilerledik ama insan olmakta, adam olmakta çok geri düşmüşüz. Adam olamadıktan sonrada, isterseniz uzayı fethedelim boş.

Arkadaşlar demekki çözüm teknolojide, bilimde ileri olmakla elde edilmiyor. Önce insan olmak gerekiyor. Yani güzel ahlak, dayanışma, insan sevgisi, vefa, kardeşlik, yardımlaşma gibi insanı insan yapan değerlerin ön plana çıkartılması lazım. Bu değerleri benimsemiş bir dünya lazım bize. Ne acıdırki Fransa Cumhurbaşkanına Ruanda katliamını sorduklarında "Oradaki olaylar o kadarda önemli değil" diyebilmiştir.
Gerçek güç; insan olabilmekte, güzel ahlak sahibi olabilmekte. Tarihte Atalarımız güzel ahlakları ile birçok fetih yanında gönülleride fethetmişlerdir.
Sonuçta manevi değerlerimize daha iyi sahip çıkar, özümser, yaşar ve yaşatabilirsek önümüzdeki badireleri daha iyi karşılar ve atlatırız. Türk milletinin gücüde biraz burdan geliyor. Manevi değerlerini yaşatması ve sahip çıkmasından. Yoksa tank, top teknoloji herkeste var.
Allahın izniyle, biz yine bizi biz yapan manevi değerlerimizi, ahlak, edep, terbiye gibi güzel ahlak hasletlerimizi bırakmayalımki Allahın yardım ve desteğide bizi bırakmasın.. :)


Özel Arama